Devlet memuru vatandaşa kibar davranmasını hala öğrenemedi



yıllar geçti yıllar ancak kabalık halen devam etmekte. atamadık üzerimizden şu kabalığı, atamadık üzerimizden halen şu insanlara tependen bakma alışkanlığını, atamadık üzerimizden halen şu insanları azarlama hastalığını.

sözüm bazı devlet memurlarına.

devlet memuru nedir ? en basit manasıyla, devletin kurumlarında çalışan ve asıl amacı vatandaşa hizmet etmek olan görevliye devlet memuru denir. işte devlet memurunun tanımı bu kadar basit. neymiş efenim ? vatandaşa yani insana hizmet; öyle değil mi yoksa ?

bugün adliyelerde, hastanelerde, okullarda, sosyal sigortaları kurumlarında, mahkeme salonlarında ve daha bir çok alanda vatandaşa kaba davranan bir sürü devlet memuru vardır. kimse bunu sümen altı etmeye çalışmasın. gerçi her ne kadarda bunu saklasanız, bilen biliyor zaten bilmesi gerektiği şeyi…

yılardır aynı kabalık devam ediyor. kibar olalım beyler kibar… tatlı söz yılanı deliğinden çıkartır. işte bu, ne kadar basit bir söz ama ne kadar ders verici, değil mi ? tatlı söz ve kibarlık… ne iyi şeyler bunlar…

hemen aklıma bir şey geldi burada, söylemezsem olmaz; japonlar o kadar kibar bir millettir ki, ülkelerini ziyarete gelen turistleri kaba oldukları, güler yüzlü olmadıkları için sevmezler ve ülkelerini ziyaret etmelerini istemezler. adamlar alışık değil ki öküz gibi somurtan vayyy vuuğğ eden insanlara.

devletin memuru kendisine soru soran bir vatandaşı azarlıyor ? peki hangi hakla ona soru soran vatandaşı azarlıyor ? bu şımarıklığının sebebi nedir ? tabi ki vatandaşı aşağılayan ve onu azarlayan devlet memurlarının gerektiği cezayı almaması, ellerini kollarını sallaya sallaya işlerine gidip gelmeye devam etmesidir. bunun başka izahı var mı dostlar ?

hani Şeyh Edebali Hazretlerinin bir söz var ya; “insanı yaşat ki devlet yaşasın” muhteşem bir sözdür bu söz. bu sözü devlet dairelerinin bütün giriş kapısına en büyük harflerle kazıtmak lazım aslında… her şeyi kendi içerisinde açıklayıcı ve fazla söze gerek bırakmayıcı harikulade çapta muhteşem bir söz bu. tabi ki anlayana…

adliyedeydim… filan asliye ceza mahkemesine talimatla bir ifade vermem icap etti. gününde ve saatinde filan adliyenin falan salonunun önündeyim… bekliyorum… ama ne çağıran var nede salona girip çıkan… bom boş… 45 dakika bekledim, benim gibi bekleyen 2 kişi daha var… beklemekten sıkıldım ve söz konusu mahkemenin kaleminin odasına girerek gayet kibar bir şekilde “acaba mahkemem var mı, listede ismim görünmüyor. boşuna beklemek istemiyorum bir kontrol eder misiniz 1 saate yakındır burada bekliyorum” dedim… bir bayan oturduğu yerden kafasını kaldırıp suratıma bakma zahmetine girmeden yüksek bir ses tonuyla “dışarı çıkın kapının önünde bekleyin” dedi.

gayet kaba !

o kadar kaba ki, aynı odada çalışan 2 memur daha var. bu memurlar “kaba olan memura” ters bir şekilde bakmaktan kendilerini alamadılar.

bende kabalaştım; ki hiçte tarzım değildir. işte görüyorsunuz değil mi, benim gibi insan bile nasıl ve zorla yoldan çıkartılıyor ?!. kaba değilim dedim amma yanağıma tokat atana diğer yanağımı çevirecek kadar sabır sahibi biride değilim…

seri bir şekilde “kaba memura” hitaben, neden bağırıyorsun, ne hakla bağırıyorsun ? kapıyı çaldım içeri girdim bir soru sordum bana bağırdın. bana bağırma hakkını sana kim verdi ? cevap vermesen bile (ki bana cevap vermek zorundasın) bana bağıramazsın, senin karşında uşağın yok… bana ismini söyle, seni adliyenin idare amirine şikayet edeceğim dedim.

ismimi söylemiyorum dedi. peki dedim ve çıktım. adliyenin idare amirine gittim ve bir güzel şikayetimi ettim.

benim anlamadığım, bu insanlar fazla mesai yapmaktan filan dert yanıyorlar; neymiş efendim; polisin, devlet memurunun çalışma şartları o kadar zormuş ki bazen böyle durumlar olabiliyormuş (!) ben inanmıyorum bu masala, hiç bir zamanda inanmadım zaten…

yahu adam yerin 7 kat dibinde madenlerde 3 kuruş paraya çalışıyor ama kimseye böyle kırıcı davranmıyor. siz ne hakla hizmet etmekle görevli olduğunuz insanları azarlıyorsunuz ? hele bazıları var ki, 20 yaşında ama babası, annesi yaşında birini azarlıyor. buna ne yürek dayanır nede vicdan. gidin hastanelerde bir iki gün takılın bakın söylediklerim yalan mı doğru kendi gözlerinizle görün.

hastaneler tam kabus… doktorlar hastanede adeta terör estiriyorlar. doktorlara soru sormaya korkan bir toplum haline geldik. sorduğum soruya ya cevap alamıyorum ya da azarlanıyorum.

yaptıkları iş zormuş 🙂 yaptığınız iş zorsa o zaman bırakın efenim yaptığınız işi, gidin başka iş yapın. bu kadar zorlamayın yani hem kendinize hemde bu ülkenin insanına zulüm etmeyin.






2 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*